Bir zamanlar küçük bir mahallede Leyla adında neşeli bir kız yaşardı. Leyla en çok kırmızı balonunu severdi. Bu balonu ona doğum gününde dedesi vermişti. Leyla her sabah balonunu yanına alır, parkta oynar ve onunla konuşur gibi vakit geçirirdi. Bir gün gökyüzü masmavi, rüzgâr ise biraz kuvvetliydi.
Leyla o gün annesiyle birlikte mahalle parkına gitti. Çimenlerde koşarken balonunun ipini biraz gevşetti. Tam o sırada sert bir rüzgâr esti ve kırmızı balon gökyüzüne doğru yükselmeye başladı. Leyla şaşkınlıkla arkasından baktı ve “Dur! Gitme küçük balonum!” diye seslendi. Fakat balon bulutların arasına doğru sürüklenip gözden kayboldu.
Leyla çok üzülmüştü. Parktaki banka oturup sessizce ağlamaya başladı. Annesi onun omzuna dokundu ve “Belki balonun geri dönmenin bir yolunu bulur.” dedi. Leyla gözyaşlarını sildi ama yine de içindeki üzüntü geçmedi. Çünkü o balon sadece bir oyuncak değil, çok sevdiği bir hatıraydı.
Kırmızı balon ise rüzgârın yardımıyla şehrin üzerinde uçuyordu. Önce yüksek apartmanların üstünden geçti. Sonra bir okul bahçesinin üzerinden süzüldü. Bahçede oynayan çocuklardan biri balonu görünce “Ne güzel bir balon!” diye bağırdı. Balon ise hafifçe sallanarak yoluna devam etti.
Bir süre sonra balon büyük bir ağacın dallarına takıldı. Ağacın üstünde yaşayan küçük serçe balona bakıp “Sen burada ne arıyorsun?” diye sordu. Balon yavaşça sallandı ve “Ben Leyla’ya aitim. Ama rüzgâr beni çok uzağa götürdü.” dedi. Serçe üzülerek “Merak etme. Belki eve dönmenin bir yolunu bulabilirsin.” diye cevap verdi.
Gece olunca gökyüzü yıldızlarla doldu. Balon ağacın dallarında sessizce bekledi. O sırada yaşlı bir baykuş ağaca kondu ve balonu fark etti. “Neden bu kadar üzgünsün?” diye sordu. Balon da başına gelenleri anlattı. Baykuş düşünceli bir şekilde “Sabırlı olursan her yol bir gün seni doğru yere götürür.” dedi.
Ertesi sabah rüzgâr yeniden esmeye başladı. Ağacın dalları sallandı ve kırmızı balon kurtulup yeniden gökyüzüne yükseldi. Bu kez rüzgâr onu yavaşça mahalleye doğru taşıyordu. Balon uçarken sokakları, çatılardaki kedileri ve bahçelerde oynayan çocukları gördü. İçinden “Keşke Leyla beni görebilse.” diye geçirdi.
O sırada Leyla evinin penceresinde oturmuş gökyüzünü izliyordu. Günlerdir balonunu düşünüyordu. Birden uzaklarda tanıdık kırmızı bir nokta gördü. Heyecanla ayağa kalktı ve “Anne! Balonum geri geliyor!” diye bağırdı. Gerçekten de kırmızı balon rüzgârla birlikte yavaş yavaş onların sokağına yaklaşıyordu.
Leyla hemen dışarı koştu. Balon bir ağacın yanına kadar alçaldı. Leyla dikkatlice uzanıp ipin ucunu yakaladı. Küçük kız mutluluktan gülümseyerek “Seni çok özledim!” dedi. Balon hafifçe sallandı sanki onu duyuyormuş gibiydi.

Leyla o günden sonra balonunun ipini hep dikkatlice tuttu. Ayrıca kaybettiği şeyler için hemen umutsuzluğa kapılmamayı öğrendi. Çünkü bazen sabırlı olmak ve umut etmek güzel sürprizler getirebilirdi. Leyla her gökyüzüne baktığında kırmızı balonunun uzun yolculuğunu hatırladı ve gülümsedi.
Bu masalın öğüdü şudur: Sevdiğimiz şeyleri korumalıyız ama bir şeyi kaybettiğimizde hemen umudumuzu yitirmemeliyiz. Sabır ve umut, insanın karşısına bazen en güzel mutlulukları çıkarır.
Daha fazla uyku masalı okumak için tıklayın: Uyku Masalları





